Mercan resifleri: milimetrelerle büyüyen canlı şehirler
Mercanlar taş değil hayvandır. Yılda birkaç milimetre büyüyen bu koloniler denizin en kalabalık mahallelerini kurar.
Selin Gökçay Güncelleme: 3 dk okuma
Mercan resiflerine bakınca çoğu insan renkli kayalar ya da tuhaf biçimli bitkiler görür. Oysa resifi kuran şey ne taştır ne de bitki. Mercanlar hayvandır; denizanalarıyla akraba, minicik ve yumuşak bedenli canlılardır. Gördüğümüz sert yapı, bu hayvanların kendi çevrelerine ördükleri kireçten iskeletlerdir.
Tek bir mercan bireyi, çoğu zaman bir pirinç tanesi kadardır. Üst tarafında ağzı, ağzının çevresinde ise besin yakalamaya yarayan küçük dokunaçları bulunur. Bu bireyler yan yana çoğalarak koloniler oluşturur ve her biri altına kireç salgılar. Kolonilerin kuşaklar boyunca üst üste birikmesiyle, sonunda uzaydan bile seçilebilen devasa yapılar ortaya çıkar.
Ortaklık üzerine kurulu bir hayat
Mercanların en dikkat çekici özelliği, dokularının içinde yaşayan mikroskobik alglerle kurdukları ortaklıktır. Bu algler güneş ışığını kullanarak besin üretir ve ürettiklerinin büyük bölümünü ev sahibine devreder. Karşılığında ise korunaklı bir barınak ve gerekli bazı maddeleri elde ederler.
Bu ortaklık, resiflerin nerede kurulabileceğini de belirler. Alglerin ışığa ihtiyacı olduğu için mercan resifleri genellikle sığ, berrak ve güneş alan sularda gelişir. Bulanık, tortu taşıyan sularda ışık dibe ulaşamaz ve ortaklık çalışmaz. Resiflerin dünya haritasındaki dağılımı, bu basit ışık kuralının izini taşır.
Mercanların canlı renkleri de büyük ölçüde bu ortaklıktan ve mercanın kendi ürettiği renk maddelerinden gelir. Su fazla ısındığında ya da koşullar bozulduğunda mercan, içindeki algleri dışarı atar. Geriye şeffaf doku ve altındaki beyaz iskelet kalır. Ağarma denen bu durum, mercanın öldüğü anlamına gelmez ama uzun sürerse besin kaynağını kaybeden canlı gerçekten ölür.
Denizin en kalabalık mahallesi
Resifler okyanus tabanının çok küçük bir bölümünü kaplar; buna karşılık denizlerdeki balık türlerinin şaşırtıcı derecede büyük bir kısmı yaşamının bir bölümünü resiflerde geçirir. Bunun nedeni yapının kendisidir. Bir resif, yüzeyi çıkıntılar, oyuklar, çatlaklar ve tünellerle dolu üç boyutlu bir şehirdir.
Bu karmaşık yüzey sayısız saklanma yeri sunar. Küçük balıklar yarıklarda gizlenir, karidesler oyuklarda barınır, avcılar dar geçitlerin ağzında bekler. Düz bir kum tabanında yaşayamayacak kadar savunmasız türler, resifin sunduğu kalabalık geometri sayesinde barınabilir. Çeşitliliği yaratan, suyun kendisinden çok yapının biçimidir.
Bu kalabalık, aynı zamanda sıkı bir iş bölümü doğurur. Bazı balıklar mercanın üzerinde biriken algleri temizler; bunlar ortamdan çekilirse algler mercanı boğacak kadar çoğalabilir. Bazı küçük türler, büyük balıkların ağzına ve solungaçlarına girip asalakları toplar. Resifin bir köşesinde, sırasını bekleyen müşterilerin uğradığı temizlik durakları bile oluşur. Yapının sağlığı, tek tek türlerden çok bu ilişkiler ağının sürmesine bağlıdır.
Kıyıyı koruyan canlı duvar
Resiflerin bir de doğrudan insanı ilgilendiren işlevi vardır. Açıktan gelen dalgalar kıyıya ulaşmadan önce resife çarpar ve enerjisinin önemli bir bölümünü orada kaybeder. Böylece resifin arkasındaki lagün sakin kalır, kumsal aşınması yavaşlar, fırtınaların kıyıya verdiği zarar azalır.
Bu koruma, hiçbir bakım gerektirmeyen ve kendini onaran bir dalgakırandır. Resif canlı kaldığı sürece büyümeye, kırıldığı yerleri kapatmaya devam eder. Öldüğünde ise aşınmaya başlar; yıllar içinde ufalanır ve arkasındaki kıyı savunmasız kalır.
Yavaş büyüyen, hızlı kaybedilen yapılar
Mercanların büyüme hızı, türe göre değişmekle birlikte genellikle çok yavaştır. Bazı kütle biçimli mercanlar yılda yalnızca birkaç milimetre kalınlaşır. Bu, birkaç metre yüksekliğindeki bir mercan kütlesinin yüzyıllar boyunca büyüdüğü anlamına gelir.
Yavaş büyüyen bir yapının en büyük kırılganlığı, hasarın onarılma süresidir. Bir fırtınanın, bir çıpanın ya da uzun süren bir sıcak dönemin birkaç günde verdiği zarar, onlarca yılda kapanabilir. Bu yüzden resifler, denizlerin durumunu gösteren en hassas göstergelerden biri kabul edilir.
Bir mercan resifine bakarken aslında bir manzaraya değil, sayısız küçük hayvanın kuşaklar boyu süren ortak inşaatına bakarız. Her çıkıntı, bir zamanlar yaşamış bir koloninin bıraktığı izdir; üzerinde yaşayan her balık ise bu inşaatın sağladığı barınağın kiracısıdır.