Çevrimiçi kurslarda odaklanmak ve kursu gerçekten bitirmek
Kayıt olunan kursların çoğu ilk bölümlerden sonra yarım kalıyor. Sorun irade değil düzen; takvim, ortam ve hedef üzerine somut öneriler.
Derya Akıncı 4 dk okuma
Çevrimiçi kursların en büyük vaadi özgürlüktü: istediğin yerde, istediğin saatte, kendi hızında öğren. Bu vaat gerçek, ama yanında sessiz bir bedel getiriyor. Belirli bir saatte belirli bir sınıfta olmayı gerektiren yapı ortadan kalkınca, öğrenmeyi ayakta tutan tek şey kişinin kendi düzeni oluyor. Kayıt olunan kursların büyük çoğunluğunun ilk birkaç bölümden sonra yarım kalmasının nedeni yetenek değil, bu düzenin kurulmamış olması.
Takvimde yer açmadan başlamayın
"Boş vaktimde izlerim" cümlesi, bir kursu bitirmemenin en yaygın yoludur çünkü boş vakit kendiliğinden oluşmaz. Öğrenmeye ayrılan zaman, bir toplantı gibi takvime yazılmadığı sürece her zaman başka bir şeye yenilir. Haftada üç gün, kırk beş dakikalık sabit bir blok, düzensiz üç saatlik oturumlardan çok daha verimlidir.
Saati seçerken kendi enerji ritminizi hesaba katmak gerekir. Akşam yorgunluğunda izlenen bir ders, ekranda akar ama zihinde iz bırakmaz. Sabah erken saatler ya da öğle arası, birçok kişi için daha berrak zaman dilimleridir. Önemli olan saatin ideal olması değil, tekrarlanabilir olmasıdır; aynı saatte yapılan iş bir süre sonra kendiliğinden başlar.
İzlemek öğrenmek değildir
Video izlemenin en aldatıcı yanı, anlıyor hissi vermesidir. Anlatan kişi konuyu düzenli biçimde sunar, örnekler yerli yerine oturur ve izleyen kişi her şeyin açık olduğunu düşünür. Ancak ders bittikten bir gün sonra geriye çok az şey kalır. Çünkü izlemek pasif bir eylemdir; öğrenme ise zihnin bilgiyi geri çağırmasıyla oluşur.
Bunu kırmanın en basit yolu, her bölüm sonunda videoyu kapatıp iki üç cümleyle ne öğrendiğinizi kendi kelimelerinizle yazmaktır. Bu iki dakikalık iş, dersin kalıcılığını belirgin biçimde artırır. Uygulamalı bir kursta ise anlatılanı hemen kendi ekranınızda denemek gerekir. İzlerken not almak yeterli değildir; not, konuya sonradan dönmek için bir harita sunar ama zihinsel çabanın yerini tutmaz.
Hızlandırılmış izlemenin de bir sınırı vardır. Tanıdık konularda iki kat hız zaman kazandırır, ancak yeni ve kavramsal içeriklerde anlamayı zayıflatır. Zorlandığınız bölümlerde hızı normale çekmek, geri dönüp tekrar izlemekten daha ekonomiktir.
Dikkati koruyan ortam
Kursu telefonun elde olduğu bir ortamda izlemek, en iyi niyeti bile eritir. Bildirimler kapalıysa bile telefonun görünürde olması dikkati böler. Ders süresince telefonu başka bir odaya bırakmak, dikkat açısından en yüksek getirili tek hamledir.
Tarayıcıda açık duran onlarca sekme de aynı işlevi görür. Ders için ayrı bir pencere açmak, diğer her şeyi kapatmak sınıfa girmenin dijital karşılığıdır. Fiziksel ortamda da küçük bir işaret yaratmak yardımcı olur: aynı masa, aynı sandalye, belki aynı içecek. Bu tekrarlar zihne "şimdi öğrenme zamanı" sinyali verir.
Bölümleri değil, hedefleri takip edin
İlerlemeyi tamamlanan bölüm sayısıyla ölçmek yanıltıcıdır. Yüzde yetmişe gelmiş ama hiçbir şey uygulayamamış olmak mümkündür. Bunun yerine kursun başında somut bir çıktı belirlemek işe yarar: bitirdiğimde şu tabloyu kurabileceğim, şu küçük programı yazabileceğim, şu metni çevirebileceğim gibi. Bu çıktı, hem yönü belirler hem de gerçek ilerlemeyi ölçer.
Kursu tek başına bitirmeye çalışmak da gereksiz bir zorluktur. Aynı konuyu çalışan biriyle haftada bir kısa konuşma, forumlarda soru sorma ya da öğrendiğini birine anlatma, öğrenmeyi hem hızlandırır hem de sürdürülebilir kılar. Anlatmak, en sert anlama testidir.
Çevrimiçi öğrenmede sık rastlanan bir başka tuzak, aynı dönemde birden fazla kursa başlamaktır. Konular birbirine karışır, hiçbirinde derinleşilemez ve ilerleme hissi kaybolur. Öğrenme, dikkatin tek bir yere toplandığında ivme kazanır. Elinizdeki kursu bitirene kadar yeni kayıtları bir bekleme listesine yazmak, hem odağı korur hem de gerçekten istediğiniz konuları süzer; birkaç hafta sonra o listedeki kursların bir kısmına artık ilgi duymadığınızı fark edersiniz.
Tekrar da bu düzenin parçasıdır. Bir haftalık aradan sonra önceki bölümün notlarına beş dakika bakmak, konunun yeniden canlanmasını sağlar. Bu kısa tekrar olmadan her oturum sıfırdan başlamış gibi hissettirir.
Yarım kalanı affedin
Bir kursu bırakmak başarısızlık değildir; bazen içerik beklentiyi karşılamaz, bazen ihtiyaç değişir. Önemli olan bunu bilinçli bir kararla yapmaktır. Suçluluk duygusuyla listede bekleyen yarım kurslar, yeni bir şeye başlama isteğini de baltalar. Listeyi arada temizlemek, öğrenme düzeninin bakım işidir.
Sonuçta çevrimiçi öğrenme, iradeden çok tasarım meselesidir. Ortamı, saati ve hedefi doğru kurduğunuzda motivasyon her gün yeniden bulunması gereken bir şey olmaktan çıkar.